Bugüne kadar bir blog üzerinde rastlamadığım için (forumlarda ve dokümantasyon içerisinde bulunabilir ama derinlere inmek gerekiyor) bloguma bu yazıyı eklemek istedim. Yaklaşık iki senedir swap bölümü (partition) yerine swap “dosyası” (file) kullanıyorum.
Swap ya da Türkçesiyle takas alanı “suspend to disk” yaparken verinin o bölüme yazılmasını sağlar ve grub’da resume= seçeneği varsa, bir sonraki açılışta o veriyi tekrar yükleyerek kaldığınız yerden devam etmenizi mümkün kılar. Suspend to ram kullandığınızda ise anlık veri ram üzerine yazılır ve verinin kullanılabilir olması için ufak bir miktar güç kullanılır (suspend to ram yaptığınızda dizüstü bilgisayarınızın güç lambasının yanıp sönmesinin esprisi budur). Böylece bilgisayarınızı tekrar açtığınızda ram üzerindeki veri tekrar kullanılabilir duruma gelir. Eğer bu güç kullanılmaz ise suspend to ram anlamsız kalır; zira güç tamamen kapalı iken ram üzerinde veri saklamanın mümkünatı yoktur.
Takas alanı (swap) disk bölümü olarak kullanılırken herhangi bir ekstra işleme gerek yok haliyle; ancak takas alanı için dosya kullanıyorsanız, biraz detaya ihtiyaç var. Haydi başlayalım:
Ama başlamadan önce mevcut takas alanını devredışı bırakmakta fayda var:
swapoff -a
Öncelikle takas alanı için bir dosya oluşturalım. Çekirdek dokümantasyonundan edindiğim bilgiye göre suspend için ram = swap gibi bir değere gerek yok, çekirdek suspend ve resume için maksimum 512M veri işlemekte ve kullanmakta, bu yüzden 512M yeterli. Ben örnekte 512M’lik bir swap dosyası oluşturacağım:
dd if=/dev/zero of=/mnt/swapfile bs=1M count=512
Böylelikle /mnt/swapfile adı altında 512Mb’lık bir dosya oluşturduk. Bu dosyayı swap haline getirmek için:
mkswap /mnt/swapfile
swapon /mnt/swapfile
Böylece 3 komutta swap dosyası oluşturup, swap olarak tanıtıp, sisteme bağladık. Gelelim resume= için swap dosyasını nasıl kullanacağımıza. Takas alanından devam yani resume işlemi için grub’da kernel satırına resume= eklemek gerekir. Eğer takas alanı bir disk “bölümü” ise, resume=/dev/sdX eklemek yeterlidir. (X yerine bölüm ID’si yazacaksınız elbette
)
Ancak takas alanı bir “dosya” olduğunda sadece resume= yetmemektedir. O satır ile birlikte bir resume_offset= değeri girerek takas alanımızın bir “dosya” olduğunu belirtmemiz gerekir.
Başarıyla bir takas alanı oluşturduktan sonra bu takas alanını fstab’da tanımlamak, açılışta bu dosyanın takas alanı olarak tanıtılmasını sağlayacaktır. /etc/fstab dosyasına şu satırı ekleyebilirsiniz:
/mnt/swapfile none swap sw 0 0
Buraya kadarki işlemler swap dosyası nasıl oluşturulur sorusunu anlatmaya yönelikti. Şimdi ise bu swap dosyasının suspend to disk işlemi için nasıl kullanılacağını anlatayım. Bu işlemi gerçekleştirmek için bize resume_offset değeri gerekiyor. resume_offset’i öğrenmek çok kolay:
sudo filefrag -v /mnt/swapfile
komutunu vererek, dosya yapısını inceleyebilirsiniz. Çıktısı şuna benzer olacaktır:
Checking /mnt/swapfile
Filesystem type is: ef53
Filesystem cylinder groups is approximately 314
File is stored in extents format
Blocksize of file /mnt/swapfile is 4096
File size of /mnt/swapfile is 1598029824 (390144 blocks)
First block: 919552
Last block: 1381375
Discontinuity: Block 2048 is at 923648 (was 921599)
Discontinuity: Block 102400 is at 1026048 (was 1023999)
Discontinuity: Block 124928 is at 1116160 (was 1048575)
/mnt/swapfile: 4 extents found
Eğer yukarıdaki çıktıyı alamıyorsanız, e2fsprogs’un yeni sürümünden kaynaklanıyor, çıktı yapısı değişmiş vaziyette zira:
sudo filefrag -v /swap/dosyası
Örnek:
Filesystem type is: ef53
File size of /mnt/swapfile is 1598029824 (390144 blocks, blocksize 4096)
ext logical physical expected length flags
0 0 919552 2048
1 2048 923648 921599 32768
2 34816 956416 32768
3 67584 989184 32768
4 100352 1021952 2048
5 102400 1026048 1023999 22528
6 124928 1116160 1048575 32768
7 157696 1148928 32768
8 190464 1181696 32768
9 223232 1214464 32768
10 256000 1247232 32768
11 288768 1280000 32768
12 321536 1312768 32768
13 354304 1345536 32768
14 387072 1378304 3072 eof
/mnt/swapfile: 4 extents found
Örnekte de belirttiğim gibi, ilk satırdaki physical değerini almanız yeterlidir.
First block değerini özellikle koyu yazdım, çünkü resume_offset için kullanılacak değer First Block değeridir.
Örneğe göre, benim kullanmam gereken resume_offset değeri 919552. Ayrıca /mnt bölümüm de /dev/sda1 içerisinde. Takas dosyasını kök dizininin bağlı olduğu bölümden farklı bir disk bölümünde tutacaksanız, resume= için o disk bölümünü tanımlamayı unutmayın, resume_offset değişmeyecektir.
Sonuç olarak /boot/grub/menu.lst dosyam şöyle şekillendi:
# (0) Arch Linux
title Arch Linux [/boot/vmlinuz26]
root (hd0,0)
kernel /boot/vmlinuz26 root=/dev/sda1 ro quiet resume=/dev/sda1 resume_offset=919552
initrd /boot/kernel26.img
Bu swap dosyası kullananlar için bir örnek idi. Eğer siz swap için “bölüm” kullanıyorsanız ve farzedelim ki o bölüm /dev/sda4 ise, örnek bir menu.lst şöyledir:
# (0) Arch Linux
title Arch Linux [/boot/vmlinuz26]
root (hd0,0)
kernel /boot/vmlinuz26 root=/dev/sda1 ro quiet resume=/dev/sda4
initrd /boot/kernel26.img
Unutmayın, swap “dosyanız” hangi disk bölümünde ise, resume= için o bölümü kullanmalısınız. Bende swap dosyası sda1 altında olduğu için, resume=/dev/sda1 kullandım.
April 28th, 2009 in
diğer | tags:
linux |
15 Comments

Dernek için küçük, benim için ise büyük bir adım, yıllardır içinde bulunmak isteyip de nihayet şenlik vasıtasıyla üye olabildim LKD’ye.
Çalışmalara ise hemen başladık, kısa bir süre içerisinde sürpriz yapacağız 
April 23rd, 2009 in
diğer |
4 Comments
Aşağıdaki yazı lighttpd’nin 1.4.22 ve öncesi sürümleri için geçerlidir. Yeni sürümde (1.4.23 ve üstü) fastcgi.server array’inin içerisine sadece "fix-root-scriptname" => "enable", satırını eklemeniz yeterlidir.
Diyelim ki birden fazla trac projesine bir adreste göstermek istiyorsunuz ve (Yani proje ana sayfasında Available Projects adı altında projelerinizi listelemek istiyorsunuz) trac’i lighttpd’nin fastcgi altyapısı ile çalıştırıyorsunuz. Normal bir kurulum yaptınız, herşey tamam gibi görünüyor, TRAC_ENV_PARENT_DIR değişkenini de atadınız ve proje sayfası istediğiniz gibi görünüyor. Ancak o da ne? url/projeismi bağlantısına tıkladığınızda yine proje anasayfası açılıyor ve url/projeismi/projeismi şeklinde bağlantı görüyorsunuz. İkinci defa bağlantıya tıkladığınızda istediğiniz proje sayfası anca görünüyor. Böyle kullanmak istiyorsanız engel olamam tabii; ancak sinek ufaktır ama mide bulandırır.
Gelelim bu sorunu nasıl çözeriz:
/usr/lib/python2.6/site-packages/trac/web/main.py (path değişik olabilir sizde haliyle) dosyasında şu satırı bulun, 0.11.3 içerisinde 332. satır sanırım:
environ['SCRIPT_NAME'] = script_url[:-len(path_info)]
O satırın altına şu 3 satırı ekleyin:
if os.getenv("TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND"):
environ['PATH_INFO'] = environ['SCRIPT_NAME'] + environ['PATH_INFO']
environ['SCRIPT_NAME'] = os.getenv('TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND')
Tabii python olduğu girintilemeye (indent) dikkat etmeyi unutmayın.
Bunu da hallettikten sonra, lighttpd’nin yapılandırma dosyasında, bin-environment altına,
"TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND" => "/" satırını ekleyin.
Örnek bir yapılandırma dosyası da şu şekilde:
$HTTP["host"] == "trac.domain.com" {
server.document-root = "/path/to/documentroot"
alias.url = (
"/chrome/common/" => "/usr/lib/python2.6/site-packages/trac/htdocs/",
)
fastcgi.server = (
"/" => (
(
"bin-path" => "/usr/share/trac/trac.fcgi",
"socket" => "/tmp/trac.sock",
"check-local" => "disable",
"disable-time" => 1,
"min-procs" => 1,
"max-procs" => 1,
"bin-environment" => (
"TRAC_ENV_PARENT_DIR" => "/path/to/top/level/of/trac/projects",
"TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND" => "/"
),
),
),
)
# Use same htpasswd file for all projects
auth.backend = "htpasswd"
auth.backend.htpasswd.userfile = "/path/to/htpasswd"
$HTTP["url"] =~ "^/.*/login$" {
auth.require = ("/" =>
(
"method" => "basic",
"realm" => "trac",
"require" => "valid-user"
)
)
}
}
April 5th, 2009 in
diğer | tags:
linux |
No Comments
Otobüsteyim… Sanki nereye götürdüğünü bilmemeksizin dalmışım akşamın karanlığında uzaklara. Aklımda bin bir farklı düşünce, her gün nasıl farklı bir insan olurum, nasıl aklımdan geçen insan profilini çizerim düşüncesi var; zira 15 gündür insanlıktan uzak yaşıyorum diyebilirim.
Tam böyle uçsuz bucaksız fikirlerin merkezinde gel-git yaşar iken, sessizliği bir anda “berbat” sesli kadın bozdu. Öndeki zavallı yaşlı amcanın yanına oturduğu andan itibaren, kötü bir şeyler olacağını seziyordum diyebilirim. Derin sessizlik şu sözlerle bozuldu:
- Amcacığım biraz yana kayabilir misiniz?
- Tabii kızım.
Yaşlı amca da çok uzaklara dalmıştı, kim bilir neler düşünürken birdenbire, bu uğursuz kadın sesinden irkilerek toparlanma ihtiyacı duymuştu. Rahatını bozarak hafifçe düzeldi ki ikinci cümle geldi ardından:
- Ya bu koltuklar ne kadar dar değil mi? İnsanlara bir rahat bırakmıyorlar şu otobüslerde.
- Haklısın kızım.
O anda amcanın muhabbete katılmak istemediği apaçık ortada iken uğursuz kadın sesi birden beni “ohannesxxlburger” demeye itti:
- Sigara yasağını anlamıyorum. Bugün bana 62 TL ceza kestiler.
“Ne alaka lan?” dedim. Amca da afalladı zaten o an. Garibim şu soruyu sordu ilk olarak:
- Makbuz kesmedilerse, ödetemezler.
- Yok be amca, kestiler, asansöre bindiğimde sigara vardı elimde, anlamıyorum ki.
O an asansör, sigara ve o kadını bir arada düşündüm. Artık yolun engebeli olmasından mı, yoksa bu düşünceden mi bilemiyorum, midem bulandı ki uğursuz kadın sözüne devam etti:
- CHP seçimde ne yaparsa yapsın Ankara’yı alamaz. Ben “büyük düşünüp” (nasıl lan?) bağımsız adaya oy attım, ne de olsa
partiye oy atmak değil, adaya oy atmak lazım değil mi amca?
- Evet kızım, partilere oy ata ata belimiz büküldü zaten.
Uğursuz kadın, konuları değiştirip değiştirip duruyordu amansızca, illa bir konuşma isteği duyuyordu, buna rağmen amca pas vermiyordu. Ancak kadın inadına bir şeyler söyleyip amca ile muhabbeti kurmanın yolunu arıyordu. Belli ki bir amacı vardı ama henüz sezememiştim. Çok geçmeden niyetini anlar gibi oldum.
- Amca bu dışarıda gördüğün yerlerde bir ara reklam işinde çalışıyordum ben. İyi para kazandırıyor ama ben sırtımı memurluğa yasladım, çok rahat meslek.
- Doğru kızım, baksana şu kriz ortamında yine yıllar sonra memurluk en güvenilir meslek olmaya başladı yine.
- Öyle de, memurluk da bir yere kadar amca, benim gözüm yükseklerde para kazanmalıyım.
Amcanın verdiği güzel cevap (ki global ekonomik krizin etkisi %99.9 oranında özel sektör üzerindedir) hoşuma gitti açıkçası, ne de olsa bir zamanlar memurluk bu ülkede hakikaten forsu olan bir meslekti neticede. Amca özetle tarih tekerrür eder dedi; cevap ondan güzel, yoksa normal sıradan cevap yani.
Kadına da uğursuz dememin nedeni de aslında son kurduğu cümle aslında… Memurluktan şikayetçi değil, para hırsı bürümüş gözünü, maddiyata (maneviyat FTW!) fazla önem vermediğim için bu tür düşünceler tiksinç gelmiştir bana. Ha tamam, kendine yetecek kadar kazanırsın eyvallah, bedava hava ile sonsuza kadar yaşayacak değilsin ne de olsa, ama insanlardaki maddiyat hırsı beni korkutuyor.
Geleyim konuyu dağıtmadan diyaloğun devamına. Devamında eğlence başlıyor zaten:
- Amca dedim ya hani daha fazla kazanmalıyım diye, çeşit çeşit işler yapıyorum ben.
Amca duraksadı önce bir, “öf baydı” der gibi baktı ve sordu:
- Ne gibi kızım?
- Amca bak göstereyim..
Bir anda “kernel panic” verdim. (Windowsçulara selam olsun, mavi ekran kalmadı) Uğursuz kadın çantasından çay süzgeci çıkardı.
- Amca bak, bu işte mükemmel para var, ayrıca gelir paylaşımı yapıyoruz, sana bir kaç tane verebilirim.
Amca beni şaşırtarak aldı eline bir süzgeç ve sordu:
- Ne kadar acaba bu?
- 4 lira versen yeter be amca.
Amca beni daha da üzerek cebinden 4 lira çıkarıp süzgeçten bir tane aldı. O anda yılların birikimi, saygı vs. gibi değerler gözümün önünden film şeridi gibi aktı, tam akarken kadın bana dönüp:
“- Kardeş (wtf?!?!) sen de ister misin?” dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim o an. Zihnimdeki kavram kargaşası düzgün düşünmeme müsaade etmedi bir an için.
- Yok kalsın dedim, incecik, hatta düdük gibi çıkan sesimle.
Kadın duraksamadı:
- Alsaydın iyi olurdu, bak çayın çöpü kanser ediyormuş.
“- Teşekkürler, var bizde” dedim.
Oysaki yalan söylemiştim, bizim evde öyle bir alet yoktu. Ve nedense bu tür aletler benim için çekiciliğini hep korumuştur. Hayatımda merak edip de alamayıp, merakım karşısında kibir yaparak hep içimde ukte kalacak bir eşyaya çok yakınken, yine kibirli davranıp almamıştım. (Diğer eşyalar: 2 saniyede patates soyabilen jiletimsi şey, limonun ortasına takılıp limonun bütün suyunu çıkarabilen şey)
Uğursuz kadın bu sefer çileden çıktı. 2 sıra arkamda oturan adama kadar sordu “almak ister misiniz?” diye. Bir anda bütün otobüs kadının çay süzgeci reklamına odaklandı diyebilirim ki ilginçtir 7-8 kişi kalkıp kadına para verip o aletten aldı.
Hatta otobüsteki muavin bile aldı. Neyse ki, otobüs şoförü otobüsü durdurmadı almak için, muavine talimat verip o da aldı.
Daha sonrasını bilmek bile istemiyorum aslında. Otobüsten indim, koşarak eve gelip yatağa uzandım. Uğursuz kadının satış sonrasındaki o pis sırıtışı gözümün önünden gitmiyordu. Gerçi çok düşünmedim, iki dakika sonra uyumuştum bile…
April 2nd, 2009 in
diğer | tags:
hayat |
8 Comments
Bugünler de inanılmaz derecede yoğunum, hatta hayatımda ilk defa bu kadar yoğun olduğumu farkettim ki, yapmam gereken işler biriktikçe ağlayasım geliyor. Bu yüzden (artık) fazla yazamıyorum. İlham perisi zaten beni terk edeli baya oldu açıkçası.
Sevgili Alper sağ olsun, yeni mim dalgamız “neden blog yazıyorum?” sorusuyla mimlemiş beni.
Neden blog yazıyorum sorusu aslında cevabı sayfalarca sürecek bir soru ancak yine de belirli noktalardan gireyim.
- Eventualis.org isminden önce, ras0ir.genchukuk.org adresinden sizlere ulaşıyordum, amacım “sevgi anlaşmak değildir, hukukçu da blog yazabilir” idi ve halen de öyle
.
- GNU/Linux altında bildiğim “her şeyi” paylaşmak.
- Acımasızca ve dalga geçercesine eleştirmek (üslubumu seven de var, sevmeyen de; ama ben böyleyim =))
- İnsanları özgür yazılımla tanıştırmak. Ve özellikle Arch Linux hakkında bilgilendirmek.
- Hayatımın önemli noktalarını insanlarla paylaşmak, nasıl ecnebinin success story’si varsa benim de hayatımın önemli noktaları var, okuyan ders alıyor
.
Bu liste uzar gider, çok uzun yazıp da can sıkmayım, göz yormayım, hemen Gökmen Görgen ve Cenk Limni‘ye ve Gökhan Sarı‘ya paslayım mimi, iyi orta gol getirir diyerek
.
March 25th, 2009 in
diğer | tags:
blog,
mim |
4 Comments
Test ettim, onayladım:
CONNECTION="wireless"
DESCRIPTION="Profile for unsecured networks"
INTERFACE=wlan0
SCAN="no"
SECURITY="none"
ESSID="any"
IP="dhcp"
Bu profili /etc/network.d altında herhangi bir isimle kaydedip, netcfg2 profilismi şeklinde çalıştabilirsiniz.
Yaptığım ilk şey ise, pacman -Rs wicd networkmanager yapmak oldu.
Belirli bir DNS kullanmak istiyorsanız, profile şu satırları ekleyebilirsiniz:
DNS1=208.67.222.222
DNS2=208.67.220.220
Aynı işlemleri komut satırından yapmak için ise:
(sudo) iwconfig wlan0 essid any
(sudo) dhcpcd (veya dhclient) wlan0
(sudo) echo "nameserver 208.67.222.222" > /etc/resolv.conf
(sudo) echo "nameserver 208.67.220.220" >> /etc/resolv.conf
Ne diyelim, I
arch! 
March 24th, 2009 in
diğer | tags:
linux,
netcfg |
No Comments
Çok sansasyonel başlık atma kabiliyetine sahibim bu aralar. Başlıktan söz edecek olursak, önce catalyst nedir ondan bahsedeyim. Catalyst ATI’nin sürücü paketine verdiği isim. Sürücü, yanılmıyorsam 2008′in son aylarında Linux üzerinde çoğu dağıtımda “ati-drivers” ismiyle varlığını sürdürürken, ATI’nin kararıyla Catalyst ismini aldı.
Gelelim ATI sürücüsünün depodan neden çıkarıldığına. Aslında ATI uzun zamandır, NDA (non disclosure agreement) anlaşması doğrultusunda donanım bilgilerini “ilgililere” vererek özgür yazılım camiasına azımsanmayacak derecede katkıda bulunuyor. (Darısı NVIDIA ve heyecanla takip ettiğim nouveau‘nun başına). Gelelim verdikleri desteğin yanında oldukları kösteklere.. ATI şu anda resmi olarak Ubuntu dağıtımını destekliyor ve Catalyst konusunda “sadece” Ubuntuyu destekliyor. İş bu noktada bir nebze olsa flame’e kaçacak; ama, dünyada tek dağıtımın Ubuntu olmadığını bilmeleri gerekirdi. (Bilmelerinden ziyade kaale almaları gerekirdi diyelim) En azından paketçilere destek olma açısından aktif bir listeye sahip olması gerekirdi. Ki, Arch Linux’da depodan çıkarılma nedenlerinden bazıları bu gibi durumlar.
Öte yandan, xorg-server’da 1.5.0′dan itibaren bir çok değişikliğe gitti ve ATI bu değişiklikleri çok geriden takip etti. Bu da Arch depo politikasına uymayan değişikliklere neden olacaktı ki çıkarılması doğru bir karar oldu bence de. Çünkü uzun süre resmi olarak 1.5.0 desteği beklendi (yaklaşık bir ay) ve çıkan catalyst sürümünün 1.5.0 desteklememesi üzerine hafiften tartışmalar yaşanmaya başlandı. Phoronix’i takip ediyorsanız orada da görmüşsünüzdür zaten.
Nitekim önümüzdeki günlerde 1.6.0′a geçiş olacağı öngörülerek paketlenme çalışmalarına başlandı ve sonuç yine aynı olunca, catalyst paketi ekstra deposundan çıkarıldı. Bu konuda resmi duyuruya da buradan ulaşabilirsiniz.
Artık AUR üzerindeki catalyst paketi vasıtasıyla, Ubuntu ile paylaşılan kaynak paket kullanılarak catalyst kullanmanız mümkün olacak. Ayrıca arada bir merak ederseniz açık kaynak kodlu sürücüleri de (ati, radeon(hd)) takip edebilirsiniz. Zira 6.12.0 sürümü r700′lere bile 3d desteği getirmiş durumda.
NVIDIA kullanıcısı iseniz zaten hiç endişeye gerek yok; çünkü NVIDIA, freedesktop tarafındaki tüm gelişmeleri zaten yakından takip ediyor. En son sürücüleri en son yeniliklere hazır olarak, geçişe hazırlanmış bile.
Hazır Ubuntu’dan laf açılmışken, linuxhaters blogunda gördüğüm linki paylaşayım sizinle. Aman dikkat 
March 24th, 2009 in
diğer | tags:
freedesktop,
linux |
No Comments
Firefox 3. sürümüne kadar çeşitli bağlantılar için, doğrudan yapılandırma (about:config) düzenlemesine ihtiyaç duyarken 3. sürümünden itibaren bu işlevi MimeTypes aracılığıyla yapmaya başlamış. (bkz: https://bugzilla.mozilla.org/show_bug.cgi?id=428658)
3.0 serisi neredeyse obsolete olacak diye düşünebilirsiniz ancak bugünlerde canımı sıkan bir mevzuuyu bugün halledebildim. Malum sadık bir Xfce kullanıcısı olduğum için, benim yerime programları exo-open aracının açmasından memnuniyet duyuyorum. Uzun zamandır firefox ile mailto: bağlantılarına tıkladığımda hareket olmaması sonucu bugün uğraşıp nasıl olduğunu çözdüm.
Öncelikle, about:config ile falan kesinlikle işiniz olmuyor, net üzerinde “about:config’i açıp, cart curt’u düzenleyip kaydedip kapatıp açın” şeklindeki çözüm yolları Firefox’un 2.x sürümleri için geçerli.
Xfce tercih edilen programlar arasında e-posta istemcinizi seçtiğinizi varsayıyorum. Yoksa exo-open’ın bir işlevi olmayacak zaten.
Firefox’dan yapmanız gereken tek şey, Edit (Düzen) -> Preferences (Tercihler) menüsünü açıp, Uygulamalar (Applications) da mailto diye aratmanız. Sisteminizde thunderbird var ise zaten bu ayarlara hiç gerek yok bu arada. Ancak benim gibi farklı bir e-posta istemcisi kullanıyorsanız (<3 claws-mail) dediğim menüde, mailto bağlantıları için ordaki değeri değiştirip (Use other - Farklı kullan heralde Türkçesi) çalıştırılacak uygulamaya exo-open yazmanız yeterli.
Bu da ipucu olarak geçsin tarihin tozlu sayfalarına.
March 16th, 2009 in
diğer | tags:
firefox,
linux |
No Comments
Arch Linux Türkiye topluluğu olarak bir gezegenimiz olmadığından şikayetçi idik bayadır. Dün oturup uzunca zamandır yapmak isteyip de yapmadığım için pişman hissettiğim gezegen işini hallettim.
Aslında sadelik bakımından Planet Arch Linux‘u örnek alarak birşeyler yapacaktım ancak şimdiye kadar gördüğüm en güzel gezegen olan Planet GNOME‘un tasarımı üzerinde çalışmaya karar verdim. Zaten kendileri sağolsun, Planet GNOME tema dosyalarını SVN üzerinde tutuyorlar. Bir kaç saatimi vererek temayı biraz değiştirdim. Dolayısıyla, copyright notuna hiç dokunmadım.
Yazılım olarak planetplanet kullanıyoruz gezegenimizde, merak eden var ise, http://planetplanet.org sayfasından yazılımı temin edebilir.
Madem gezegen hakkındaki ilk yazı bu; şimdi ve bundan sonra geçerliliğini koruyacak gezegen kurallarını da açıklayayım:
- Gezegende ne olursa olsun, HAKARET ve yasal olmayan içerikli yazı yer alamaz, bu kurala uymama durumunda ebedi bir yolculuk bekler sizi.
- Yukarıdaki kurala aykırı olmamak şartıyla her türlü içerik gezegende özgürce yayınlanabilir.
- Farklı bir dağıtım hakkındaki teknik yazılarınızı (misal, *buntuda paket yapımı, pardus’ta policykit nasıl kullanılır) gezegene göndermeniz durumunda 10 kaplan gücünde flame yaparız, ona göre

Yani netice olarak, herhangi bir kısıtlamamız bulunmamaktadır, ne de olsa sadece eğlence için diyoruz!. Rahatsız olduğunuz yazılar elbet çıkacaktır; bu kurallara uymasına rağmen sizi rahatsız eden bir yazı olduğunda, sayfanın alt kısmında bulunan gezegen sakinleri bağlantısına tıklayıp, sadece okumak istediğiniz yazarları seçebilirsiniz.
Ben de gezegende yer almak istiyorum diyorsanız, e-posta adresine (listeye) feed adresinizi, adınız ve soyadınızı ve varsa IRC rumuzunuzu yazmanız yeterli. Gezegene katılım için aradığımız tek kriter, özgür yazılımla uğraşmak
.
March 16th, 2009 in
diğer | tags:
arch,
gezegen,
linux |
3 Comments
Her ne kadar bilgisayar mühendisi olmasam da özgür yazılımla ilgili oldukça seminer olduğu ve daha yüz yüze görüşme imkanı bulamadığım insanları görmek amacıyla hafta sonu bilmök’09 etkinliğine katıldım.
Öncelikle Jabber üzerinde Alper‘i dürterek hafta sonu böyle bir etkinliğin olduğundan, gelebilirse onu ağırlayacağımdan bahsettim, o da kırmadı ve geldi. Hafta sonu Alper’i evimde ağırladım. Etkinlik 3 gün olmasına rağmen ben Cuma ve Cumartesi günü katılabildim sadece.
Alper’le haberleştikten sonra onu Cuma sabah 6.30′da AŞTİ’den (ki AŞTİ diyalogu harika olmuş
) alıp oradan eve getirdim. Uzuuunca bir kahvaltıdan sonra (tabii ki muhabbet) öğlene doğru önce Kızılay’a ardından ODTÜ’ye gittik.
Kızılay’da otobüsten bakanlıklara yakın bir yerde indiğimiz için, gelmişken başbakanlığın önünden geçelim hadi diyerek başbakanlığın olduğu sokağa girdik. Tabii sırtımızda çantalarla o sokağa girip, başbakanlık yanındaki parka bir girelim derken, korumaların “hooop gençler nereye gidiyorsunuz” uyarısıyla karşılaştık. Adamlar direk şüpheli muamelesi yaptı ki o sırada yanımda kimliğim yoktu, kimliğimi sorsalar o günü nezarethanede geçirebilirdim anlayacağınız
. Daha sonra havanın yağışlı olması nedeniyle ve programın öğleden sonra başlayacağını bildiğimiz için Alper’e kahve ısmarlamak amacıyla Kızılay’daki Starbucks’a gittik. Kahveleri içtikten sonra Bilmök’e katılmak amacıyla ODTÜ’ye doğru yol aldık.
İlginçtir ki, – Ankaralılar bilir – ODTÜ’ye girmek zulümdür. Sırf eğlencesine gitmişseniz, çok sağlam bir yalan bulup içeriye girmeniz gerekmektedir. Oysa biz bu sefer sadece “Bilmök için geldik, kayıtlıyız” dedik ve kimlik bile göstermeden içeriye girebildik. (Bunu güvenlik zaafı olarak demiyorum, sadece çok kolay oldu onu belirteyim dedim)
İçeriye girdiğimizde hemen kayıt masasına yöneldik ve kartlarımızı aldık. Bu arada belirteyim, biraz hızlı konuştuğum için soyadımı telaffuz ederken (beyribey) aradaki r’yi yuvarlayamadığım için sıkıntı çektiğim için, kayıt masasındaki arkadaşı biraz yordum.
Henüz seminerler başlamadığı için daha sonra içemeyeceğimi bildiğim için bir sigara içmek için dışarıya çıktım ve döndüğümde Alper’in yanında bulunan Kubilay Onur Güngör ile daha önce yüz yüze hiç görüşmemiş olsak da sanki birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi bir selamlaşma yaşadık
.
İlk seminer Sun Microsystems’dan Hakan Terzioğlu’nun sunumunu yaptığı Açık Kaynak Yazılım Stratejileri semineri idi. Üçümüz bu seminere katıldıktan sonra, kongre merkezinin üst katındaki uptown isimli mekana çıktık. Oldukça hoş bir mekandı ve neredeyse ilk günü orada muhabbet ederek tamamladık diyebiliriz.
İlk günde katılımcılardan Recep Kırmızı ve Serdar Dalgıç ile tanışıp muhabbet etme fırsatım oldu ki, ikisi de gerçekten çok hoş muhabbeti olan insanlar. Özellikle Recep’in harika bir flame yeteneği var
.
Saatler ilerledikçe sıkı bir sohbete daldık ve ilerleyen saatlerde masada 8 kişiydik. Akşam saatlerine doğru Özgürlükİçin ekibinden Ali Işıngör ve Akın Ömeroğlu bizlere eşlik etti. Bu aralar Linux gezegeninde çoğu kişinin şikayetçi olduğu Özgürlükİçin.com haberleri konusunda hararetli ama gayet seviyeli bir tartışma yaşadık. Alkolünde etkisiyle güle eğlene hoş bir ortamda güzel zaman geçirdik diyebilirim. Ayrıca bildiğim kadarıyla Alper o güne ait fotoğrafları flickr’a eklemişti, izin almadan link vermeyim dedim şimdilik, kendi sitesinden fotoğraflara ulaşabilirsiniz.
Uzun sohbetten sonra, Serdar bizi ODTÜ içerisinde yemek yiyebileceğimiz bir yere götürdü ve yemek cidden çok lezzetliydi, tavsiyesi için ayrıca teşekkür ederim. Yemekte bu sene Nisan’da yapılacak Linux Şenliği konusunda kısa bir fikir alışverişi yaptık. Daha sonra otobüslere atlayarak eve doğru yol almak üzere ODTÜ’den ayrıldık.
Cuma günü gerek benim için gerekse Alper için çok yorucu idi. Zira, ben sabah uyuyakalırım düşüncesiyle arkadaşımın evinde kalıp sabahlayıp Alper’i AŞTİ’den aldım. Alper’de yol boyunca uyuyamadığı için o da uykusuzdu. Eve geldiğimizde yorgunluktan bitiyorduk ki özellikle benim gözler istemdışı kapanıyordu. Biraz oturduktan sonra ertesi gün erken kalkarız deyip yattık ama erken kalkamadık
.
Cumartesi günü sabahı kahvaltı ettikten sonra ODTÜ’ye gitmek için yola çıktık, Ulus’tan dolmuşa bineceğimiz için hazır gelmişken Alper’e eski meclisi göstermek istedim. Girişte tabii müzekart soruyorlar, Alper’de müze kart vardı ve son günüydü o öyle yırttı ben ise bilet almak zorunda kaldım. Bilet alırken, gişede bozuk para olmaması ilginçti; fakat sağolsun gişedeki bayan bizi bekletmemek için para üstünü kendi cebinden verdi. İsmini bilmesem de kendisine teşekkür ederim.
Müzeyi gezdikten sonra, dolmuşa binip ODTÜ’ye gittik tekrar. Geç saatte gittiğimiz için o saatte Bilgisayar Mühendislerinin Sorunları isimli panel ve forum’a katıldık. Aslında benim ilgi alanım olmasa bile, hukuki sorunlarını merak ettiğimden panele katıldım. O gün, gün boyu geliştirici toplantısı olduğu için geliştiricilerle fazla muhabbet edemedik. Ben, Alper, Kubilay, Özgür Kuru ve Ercan Kuru ile uptown’da muhabbet ettik bol bol. Akşam saatlerine doğru ise GNOME vakfından Behdad Esfahbod’un seminerine katıldık. Yazdığı python kodu ile seminerini veren bir kişi olduğunu gördüğüm için önünde saygıyla eğiliyorum
. Seminer doğal olarak İngilizce idi ve ilk defa bir İngilizce seminere katılmama rağmen hiç sıkıntı çekmeden konuşulanı anladım, sevindim
.
Akşam Alper kuzeninde kalacağı için onu uğurlayıp içeriye tekrar döndüğümde Gökmen Görgen ile muhabbet etme fırsatım oldu. Ancak 15 dakika geçmeden Alper içeriye tekrar geldi ve daha önce beraber yaptıkları (olm var ya bizden gizli muhabbet dönüyormuş kanalda haberimiz yok
) plan sonucu doğum günümü (Pazar – 1 Mart – Doğum günüm) kutladılar ve birlikte aldıkları iPod Shuffle’ı hediye ettiler. Cidden çok şaşırdım ve çok büyük sürpriz oldu. Buradan onlara tek tek teşekkür ediyorum tekrardan. Apple dünyasına ilk adımımı atmış oldum böylece. Bir sonraki hedefim bir MacBook sahibi olmak (kısmetse yazın olabilir
).
Cumartesi günü akşam ODTÜ’de biraz yürüdükten sonra ben, Gökmen, Ercan ve Özgür aynı dolmuşa binerek yola çıktık. Gökmen vakti olmadığı için kalamadı, onu AŞTİ’de bıraktık ve yola devam ettik. Pazar günü, gerek geç kalkmam, gerekse de benim ilgi/meslek alanımın çooook dışında olan seminerler olması nedeniyle bilmök’e katılmadım.
Ancak sonuç olarak, hiç düşünmeden atlayıp geldiği ve muhabbeti için Alper’e, harika muhabbetleri nedeniyle Kubilay, Recep ve Serdar’a, muhabbeti ve yalnız bırakmadıkları için Özgür Kuru ve Ercan Kuru’ya, hediye ve doğum günü tebriği için herkese, güzel fikirleri nedeniyle Akın’a ve Ali Işıngör’e teşekkür ederim. Bir dahaki sefere şenlikte görüşmek üzere deyip, yazıyı da noktalamak gerek. Unuttuğum kişi/kişiler var ise affola!
March 3rd, 2009 in
diğer | tags:
bilmok,
linux |
3 Comments