Eventualis - /home/ras0ir

dd if=/dev/zero of=/dev/sda

Uzun zamandır yazmıyorum, yazdığım zamanlarda da amaç eleştiri niteliğinde oluyor genellikle. Evvela belirteyim, sırf tembellikten yazmıyorum. RSS listem kabarık, çoğu blogu hala takip ediyorum.

Daha önce topluluk üzerine yazdığım yazının en son yazdığım yazı olmamasını istediğim için böyle bir yazı yazmak istedim. Bundan sonra topluluk eleştirisi falan da yapmak istemiyorum; çünkü lafın muhataplarından ziyade, muhatap olmaması gerekenler, muhatap oluyor o eleştiriye.

Yeni farkettiğim bir gelişme var ki -bu Google beni seviyor her ne kadar ben onu sevmesemde- pagerank’im 4 olmuş. Kavram salatası olmadan(etiket bulutu), işleri birbirine bulaştırmadan, belirli başlıklar altında yazmak hoşuma gidiyor. Her ne kadar hukuk hakkında pek yorum yazmasam da..

Genellikle GNU/Linux üzerine yazmaya devam edeceğim.

Ha bu arada, Asus’u kınıyorum, maksimum 2 GB RAM takabileceğimiz dizüstü anakartına 2 tane 512′lik RAM koyup içini açtığımda beni feryat etmeye sevk ettikleri için.

Öte yandan, ay tutulmasını ve yıldızları izledim, kandil gecesi, gökyüzünde mükemmel bir şov vardı, kaçırmışsanız gerçekten yazık ;). Ömrümde ilk defa bu kadar çok yıldız gördüm, yıldızlar bizi terketmemiş meğerse ;).

Hosting ile ilgili çeşitli forumlardaki şikayetleri okuyunca, şaşırmamak elde değil. Hizmeti verenle müşteri arasındaki küfürleşmelerin msn kayıtları mı dersiniz, seni mahkemelerde süründüreceğim tehditleri mi dersiniz, yardım için gönderilen e-postalara "bilmiyomki karde$ telefon ettim datacentera alete res cekeceklermis" gibi cevap veren "teknik" elemanlar ıi dersiniz, "adam hosting işini bırakmış gitti bizim 200 domain" diyen müşteriler mi dersiniz, kısacası ortalik bir at pazarına dönmüş durumda.

Kurumsal bazda hosting işi ile ilgilenen fazla şirket yok ne yazık ki ülkemizde. Bakkal dükkanının vergi levhasını kullanıp .com.tr uzantılı domain alanları "kurumsal" olarak göremiyorum ne yazık ki.

Bir işe girerseniz, başariılı olmak için, çabalarsınız değil mi? Ne de olsa insanoğlunun doğasında "daha fazla" anlayışı hakimdir. Ama görüyoruz ki, hosting "şirketlerinde" bu anlayış, daha çok "para" üzerine kurulu. Peki ya müşteri memnuniyeti? O ne ki canım?

Bir türlü hak, hukuk konularına giriyor bu tur işler. En basitinden, tüketici hakları ihlali o kadar fazla ki, şaşırıp kalıyoruz. Kimsenin bu durumdan haberdar olmamasını kınamıyorum ne de olsa mevzuattan hiçbir şekilde haberimiz yok. Ne zaman haberdar oluyoruz peki? Postacı amca mahkeme celbini kapımıza getirdiği vakit..

Memnun ol(a)madığınız bir hizmet alırsanız ne yaparsınız? Para iadesi talep edersiniz değil mi? Nasıl ki, bir mağazadan birşey aldınız, (her ne kadar satılan mal geri alınmaz dense de, işi mahkemeye götürdüğünüzde pa$a pa$a geri alıyorlar) aldığınız mal ayıplı çıktığı için (bozuk, size tanıtıldığı gibi değil vs.) para iadesi isteme hakkınız var ise, bu hosting işinde de olmalıdır. Ancak görüyorum ki, çoğu hosting "şirketi" sitelerinde sozde sözleşme adı altında koydukları sayfalara "kesinlikle para iadesi söz konusu değildir" yazıyor, ancak "sitenizde Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına aykırı içerik bulunduramazsınız" ibaresini de ekliyorlar. Şimdi insan takılmadan edemiyor, "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" diye. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret kanunu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunu değil de, muz cumhuriyeti kanunu mu acaba?

Tabi bu tür iadeler, "kurumsal" bazlı hosting şirketleri icin. 17 yaşındaki çocukların sunduğu hosting hizmetinden yararlanıyorsanız, yaptığınız alım-satım işlemi ne yazık ki geçerli olamıyor.(çocuğun velisinin onayı ile alım satım geçerli hale gelebilir, 18 yaşın altındaki herkes çocuktur, kanuna göre, kimse alınmasın yani)

Yurtdışında nasıl peki durum? Özellikle ABD’de kurul gibi bir oluşum mevcut, güvenilir hosting şirketlerine güvenilir onayı veriyor ve hiçbir şekilde "oligopol" bir yapıya sahip değil.

Türkiye’de de hosting şirketlerinin bir araya gelip bir çesit "code of ethics" ya da anlamlı bir çevirisiyle "hosting etiği, ahlakı" gibi bir bildirim yayınlayıp, bir kurul oluşturmaları gerekiyor bize göre. Belli kriterler belirlenip, bu kriterlere uyan üyelere "güvenilir" sertifikası verilmesi gerekiyor. Hosting işini sadece böyle bir oluşum kaliteli hale getirebilir, tabi "oligopol" olmadığı sürece.

Bu yazıyı uzun zaman önce yazmıştım aslında, bir alttaki yazı ile aynı yazı zaten. Ben hosting işini nasıl hallettim? Aldım bir VPS, çok da rahatım. Paylaşımlı hosting mi? ASLA!

Eh svn deposu şimdilik işime yaramıyor, o yüzden kapalı.. Sürprizler yakında ;)

Diyelimki geliştiricisiniz, bir projeniz var ve bu projeyi diğer girişimcilerin katkıda bulunması amacıyla bir SCM’e taşımak istiyorsunuz. (SCM nedir bilmiyorsanız, geliştirici değilsiniz zaten :P)

Benim bildiğim (daha öncesinde ne vardır tabi, bilinmez) CVS ile başlayıp onu obsolete (hihehehe) etmek amacıyla ortaya çıkan SVN ve çeşitli özellikleriyle SVN’den daha çok özelliğe sahip GIT (Linus abimiz bilir doğrusunu) ile devam eden SCM macerasında, Mercurial’ın yeri ayrıdır. Mercurial hem GIT hem de SVN, dolayısıyla CVS’in çoğu özelliğine sahip bir SCM’dir. Python ile yazılmış kalbimizde taht kurmasına yeter de artar. (Çakma diyoruz, ama python ile daha iyisi yazılmadı sanırım)

Bu kadar önbilgiden sonra, hemen kuruluma girelim. Öncelikle elimizde lighttpd’nin 1.4.14 ve üstü sürümü ile python 2.4 veya üstü bir sürümü gerekiyor, aksi halde ne yazık ki çalışmıyor.
Bu yazı yazıldığı sırada lighttpd’nin kararlı sürümü 1.4.19 iken, pythonun en son sürümü 2.5.2 idi.
Devamını oku »

Herkes belirli zamanlarda belirli şeylere heves eder değil mi? Ben mesela, her ne kadar hukukçu olsam da, programlamaya hevesliyim. Hevesi gerçekleştirmek için çalışmak önemli sanırım, 2 satır “hello world” yazıp, sonrasında “hebeğğ, programcı oldummmm” tarzı yalın ifadeler ile bakmıyorum etrafa en azından, az ama öz ilerlemek daha iyi.

Peki bunu neden yapıyorum? Neden python öğreniyorum? Python ile uçsuz bucaksız bir dünyaya açılacağımı hissediyorum çünkü. Evet bu ilginç dilin her türlü alanda kullanımı mümkün ve ben bir “non programmer” olarak bu dile bu methiyeleri dizebiliyorum. O yüzden dil savaşlarına başlamayalım.

Devamını oku »