cingıl ol dı vey
Eh malum, 2008′in son günlerini yaşıyoruz, acısıyla (ki güzel geçtiğini söylemek zor 2008′in de.. 2007 gibi. n-1 hatta) tatlısıyla (e m0r0n değiliz güzel zamanlarımız da oldu hani) bir seneyi daha geride bırakmak üzereyim.
Blog’a neredeyse senede bir yazı yazan bir insan haline geldiğim için ayda bir de olsa hayatta olduğuma dair sinyaller vermeye çalışıyorum blog üzerinden.
2008′i şöyle bir değerlendirecek olursam, bu sene mesleğe yönelik pek bir girişimde bulunmadığımı, onun yerine hobilerle daha çok uğraştığımı belirtebilirim. Bu konuda bilgisayar ile yatıp kalkmamdan şikayetçi olup benim çeşitli hobilerle haşır neşir olmamı sağlayan babam‘a teşekkürü bir borç bilirim.
2008′in aklımda kalan en güzel karesi ise sanırım şu kare:
2008 sona ererken şunu fark ettim ki, artık pek fazla tembellik yapmıyorum, bir işe giriştiğimde tamamını getirebiliyorum. Bu konuda yardımını esirgemeyen yakın çevremdeki herkese çok ama çok teşekkür ediyorum.
Geçen her bir senenin gençlikten bir şeyleri alıp götürdüğü kadar götürdüklerini tecrübeye kattığına inanan insanlardanım; şöyle hayatınızı gözden bir geçirin, bu dediklerime hak verirsiniz. Evet, ömrümüzden bir sene daha geçip gidiyor ve buna üzülmüyorum, yaşadıkça bir şeyler öğrenerek hayatıma renk kattığıma inanıyorum. Kederlere hayatımda fazla yer vermemeye özen gösteriyorum; ki en kederli halde bile hayata tutunmayı sağlayacak bir tebessümün gücüne oldukça inanıyorum. 24 yaşında hayatı özümsediğimi söyleyecek kadar aptal da değilim elbet; ancak yıllar ilerledikçe hayatı anlamanın getirdiği yükü görünce afallamamak için dimdik ayakta durma mücadelesi vermek de bir nev’i erdem sayılır.
Heh, gelelim ağdalı cümlelerden sonra (bu ara çok görüyorum, “kederin ıssızlığı” tarzı arabesk yazılar. Tamam hayat davul zurna eşliğinde laylaylom geçmiyor; lâkin bu kadar bunalıma da girmeyin ey blogküre ahalisi!) -ki uzun cümle yazmaya bayılsam da, karşıdakini baydığını da bilecek kadar saftirik değilim- 2008′in benim için güzel geçmesini sağlayan hususlar neler olmuş?
2008 benim için tam bir özgür yazılım yılı oldu diyebilirim. Yaklaşık 11 senelik Linux maceramda en verimli geçirdiğim, kullandığım sistemin özünü anlayabilmek bağlamında baya etkin geçen bir sene oldu 2008. Dolayısıyla bu kazanımlar 2009′da bu deneyimlerimi paylaşacağım anlamına geliyor.
Balık tutmayı öğrendim! Buna 2008′in en eğlenceli olayları arasında ilk sıralarda yer veriyorum. Balık tutmak cidden sabır isteyen bir iş. Sabır ve huzuru bir arada tutmayı sağlaması açısından balık tutmak gerçekten herkese tavsiye edebileceğim bir uğraş. Bütün dikkatinizi oltaya verip, sessizliğin verdiği huzurla pür dikkat avınıza yönelmek kadar kafa dinlendirici bir iş görmedim henüz. Kafası yorgun olanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
Utanıp da söyleyemediğim bir şey daha var. Gerçi kendisi bunu okurken “hadi len” diyecektir; ancak hayatına bir anda girip aniden terkettiğim için benim için hâla önemli bir kişiden, 2008′i burnundan getirdiğim için özür diliyorum.
Sayacak çok şey var aslında. Blog’u da bir karma aracı olarak kullanmayım. Ne de olsa burası karma listesi değil, benim adım da Earl değil
. Bu yüzden önemli noktalara hızlıca bir “flashback” yapıp “highlight” noktalarından bir kaç parça birşeyler aldım o kadar. Bu yüzden bu yazıyı da daha fazla uzatmayıp, 2009′un ilk günü ilk dakikasına otomatik girdi eklemeyi samimi bulmadığım için 2009′la ilgili temennilerimi şimdiden paylaşmak istedim sadece:
2009′un hepimiz için, sevgi (bekar bayanlara selam ederim
), barış, huzur ve başarı dolu bir yıl olmasını dilerim. Herkese şimdiden mutlu yıllar 
Ankara’da tam balık tutma mevsimi şimdi abi çok şanslısın
Şaka bi yana ben de balık tutmayı istiyorum. Oltayla tutması ayrı bir huzur ama bir de dalarak zıpkınla balık yakalamak var ki bütün dünyadan kopup huzura eriyorsun. Yapmak istiyorum bunu..evet..
hehe ankara’da tuttum yazmış mıyım oraya?