Önceki yazımda, SSL sertifikasını yerleştirdiğimden bahsetmiştim. Bu yazımda ise SSL sertifikasını lighttpd’ye nasıl yerleştirdiğimi açıklayayım.
Öncelikle lighttpd’nin SSL desteğinin açık olup olmadığını öğrenin:
ras0ir@hamster [~] % lighttpd -v
lighttpd-1.4.x (ssl) - a light and fast webserver
Build-Date: Mar 25 2009 15:04:47
Belirttiğim gibi eğer “(ssl)” yazıyorsa, lighttpd ssl desteklemektedir. Gelelim yapılması gereken işlemlere:
Öncelikle sertifikalarınıza dair bir klasör oluşturmanızı tavsiye ederim. Nitekim düzenli bir şekilde çalışmak kargaşadan uzak tutar sizi. Ben şahsen /etc/lighttpd/ssl klasörü altında tutuyorum gerekli dosyaları. Ayrıca neyin ne olduğunu da not alıyorum ki yenilemek gerektiğinde hatırlayayım.
Öncelikle private bir key oluşturarak işe koyulalım:
openssl genrsa -des3 -out alanadi.key 1024
Bu komutu verdiğinizde dikkat etmeniz gereken husus Common Name direktifidir. Zira alan adınızı burada tanımlayacaksınız. Yani SSL sertifikasının geçerli olacağı alan adını burada http:// kullanmadan yazmalısınız.
openssl rsa -in alanadi.key -out alanadi.nopass.key
komutunu vererek “mümkün olduğunca parola kullanmayarak (son kısımda parola kullanmak isteyip istemediğinizi sorar)” private key’inizi oluşturun.
Ardından, CSR (Certificate Signing Request) oluşturmanız istenecektir. Oluşturulan CSR, SSL sertifikasını sağlayacak servis sağlayıcıya aktarılması gereken anahtardır. CSR oluşturmak için:
openssl req -new -key alanadi.nopass.key -out alanadi.csr
Böylelikle komutu verdiğiniz dizinde, alanadi.csr isimli CSR dosyası oluşacak, bunu SSL sertifikası aldığınız yere vereceksiniz.
Servis sağlayıcınıza CSR’ı aktardıktan sonra, bir kaç dakika (yaklaşık 10 dakika içinde) sertifikanız servis sağlayıcınız tarafından size aktarılacaktır.
Aktarılan sertifikayı alanadi.crt olarak kaydedebilirsiniz. Kaydettikten sonra,
cat alanadi.nopass.key alanadi.crt > alanadi.pem
komutunu verdiğiniz takdirde, kullanıma hazır bir sertifikanız olacaktır. Sıra bu sertifikayı lighttpd’de nasıl kullanacağımıza geliyor. lighttpd.conf üzerinde kullanabileceğiniz gibi, oluşturacağınız başka bir yapılandırma dosyasını lighttpd.conf’da include ettirebilirsiniz.
Mesela ben lighttpd.conf içerisinde:
include "vhost/ssl.conf" direktifini kullanıyorum.
ssl.conf dosyamın içeriği ise:
$SERVER["socket"] == "alanadi:443" {
ssl.engine = "enable"
ssl.pemfile = "/etc/lighttpd/ssl/alanadi.pem"
}
Tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum, ayrı bir dosya kullanmak yerine doğrudan lighttpd.conf dosyasına da yazabilirsiniz. Tüm işlerinizi hallettikten sonra lighttpd’yi tekrar başlatabilirsiniz.
Yeri gelmişken değineyim, belirli bir alan adı için, bütün http taleplerini https’e aktarmak için:
$HTTP["scheme"] =~ "http$" {
url.redirect = ( "^/(.*)" => "https://alanadi/$1" ) }
yapısını kullanabilirsiniz.
Örneğini ise http://code.archlinux.org.tr adresinde görebilirsiniz. Umarım bu yazı işinize yarar.
June 23rd, 2009 in
diğer | tags:
lighttpd,
ssl |
No Comments
Tek bir kelimeden oluşan ve ünlem niteliği taşıyan bir başlıkla yazıya başlamak pek adetim değildir aslında. Genelde anlam bütünlüğü ifade etmeyen başlıklar kullanmayı tercih ediyorum yazılarımda, nedenlerini sıralayacak olursam yüzleeeerceeee sebebi var; bu yüzden yazmamak okuyanın lehine olacak.
Gelelim neden “teşekkürler!” dediğime. Uzun bir süredir Arch Linux Topluluğu ile uğraşıyoruz. Yakın zamanda trac ile ilgili bir kaç yazı yazdığımdan anlayabileceğiniz üzere biz de topluluk faaliyetleri için trac yazılımı ile haşır neşir olmaktayız. Teşekkürün kaynağı işte burada başlıyor. Veri transferi esnasında şifrelemeye ihtiyaç duyduğum için https protokolünü kullanmam gerekiyordu ve bu sayfada https (self signed certificate ) kullanıyorduk.
Ancak 2 gün önce paypal’den gelen bir “bağış” sonrası, işin seyri değişti. İsminin gizli kalmasını isteyen bir üye (ki ismi hakikaten gizli, görünmüyor) “SSL sertifikası almanız amacıyla bu bağışı yapıyorum” notunu bırakarak 15 dolar göndermiş. Ben de kendisini kırmayarak bu isteğini gerçekleştirdim ki gerçekleştirmesem eşeklik olurdu.
Buradan kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Emeğin karşılığını bulmak, daha çok çaba sarfetmeye vesile oluyor.
June 12th, 2009 in
diğer | tags:
paypal,
topluluk |
2 Comments
Düşündüm taşındım, microblogging kavramı bana uygun değil. Her an her dakika ne yaptığımı yazmamam bir türlü, microblog kavramının suyu çıkarıldı. İlk iş olarak twitter hesabımı kapattım. Bugünlerde blog yazmaya bile üşenen ben, nasıl olur da microblog kasayım?
(A)sosyalleşme için microblog uygun değil, benim görüşüm tabii beni bağlar. FriendFeed hesabımı da google hesabım ile ilişkili olduğu için kaldıramıyorum. E-posta gönderdim kendilerine.
May 13th, 2009 in
diğer | tags:
blog |
5 Comments
Bugüne kadar bir blog üzerinde rastlamadığım için (forumlarda ve dokümantasyon içerisinde bulunabilir ama derinlere inmek gerekiyor) bloguma bu yazıyı eklemek istedim. Yaklaşık iki senedir swap bölümü (partition) yerine swap “dosyası” (file) kullanıyorum.
Swap ya da Türkçesiyle takas alanı “suspend to disk” yaparken verinin o bölüme yazılmasını sağlar ve grub’da resume= seçeneği varsa, bir sonraki açılışta o veriyi tekrar yükleyerek kaldığınız yerden devam etmenizi mümkün kılar. Suspend to ram kullandığınızda ise anlık veri ram üzerine yazılır ve verinin kullanılabilir olması için ufak bir miktar güç kullanılır (suspend to ram yaptığınızda dizüstü bilgisayarınızın güç lambasının yanıp sönmesinin esprisi budur). Böylece bilgisayarınızı tekrar açtığınızda ram üzerindeki veri tekrar kullanılabilir duruma gelir. Eğer bu güç kullanılmaz ise suspend to ram anlamsız kalır; zira güç tamamen kapalı iken ram üzerinde veri saklamanın mümkünatı yoktur.
Takas alanı (swap) disk bölümü olarak kullanılırken herhangi bir ekstra işleme gerek yok haliyle; ancak takas alanı için dosya kullanıyorsanız, biraz detaya ihtiyaç var. Haydi başlayalım:
Ama başlamadan önce mevcut takas alanını devredışı bırakmakta fayda var:
swapoff -a
Öncelikle takas alanı için bir dosya oluşturalım. Çekirdek dokümantasyonundan edindiğim bilgiye göre suspend için ram = swap gibi bir değere gerek yok, çekirdek suspend ve resume için maksimum 512M veri işlemekte ve kullanmakta, bu yüzden 512M yeterli. Ben örnekte 512M’lik bir swap dosyası oluşturacağım:
dd if=/dev/zero of=/mnt/swapfile bs=1M count=512
Böylelikle /mnt/swapfile adı altında 512Mb’lık bir dosya oluşturduk. Bu dosyayı swap haline getirmek için:
mkswap /mnt/swapfile
swapon /mnt/swapfile
Böylece 3 komutta swap dosyası oluşturup, swap olarak tanıtıp, sisteme bağladık. Gelelim resume= için swap dosyasını nasıl kullanacağımıza. Takas alanından devam yani resume işlemi için grub’da kernel satırına resume= eklemek gerekir. Eğer takas alanı bir disk “bölümü” ise, resume=/dev/sdX eklemek yeterlidir. (X yerine bölüm ID’si yazacaksınız elbette
)
Ancak takas alanı bir “dosya” olduğunda sadece resume= yetmemektedir. O satır ile birlikte bir resume_offset= değeri girerek takas alanımızın bir “dosya” olduğunu belirtmemiz gerekir.
Başarıyla bir takas alanı oluşturduktan sonra bu takas alanını fstab’da tanımlamak, açılışta bu dosyanın takas alanı olarak tanıtılmasını sağlayacaktır. /etc/fstab dosyasına şu satırı ekleyebilirsiniz:
/mnt/swapfile none swap sw 0 0
Buraya kadarki işlemler swap dosyası nasıl oluşturulur sorusunu anlatmaya yönelikti. Şimdi ise bu swap dosyasının suspend to disk işlemi için nasıl kullanılacağını anlatayım. Bu işlemi gerçekleştirmek için bize resume_offset değeri gerekiyor. resume_offset’i öğrenmek çok kolay:
sudo filefrag -v /mnt/swapfile
komutunu vererek, dosya yapısını inceleyebilirsiniz. Çıktısı şuna benzer olacaktır:
Checking /mnt/swapfile
Filesystem type is: ef53
Filesystem cylinder groups is approximately 314
File is stored in extents format
Blocksize of file /mnt/swapfile is 4096
File size of /mnt/swapfile is 1598029824 (390144 blocks)
First block: 919552
Last block: 1381375
Discontinuity: Block 2048 is at 923648 (was 921599)
Discontinuity: Block 102400 is at 1026048 (was 1023999)
Discontinuity: Block 124928 is at 1116160 (was 1048575)
/mnt/swapfile: 4 extents found
First block değerini özellikle koyu yazdım, çünkü resume_offset için kullanılacak değer First Block değeridir.
Örneğe göre, benim kullanmam gereken resume_offset değeri 919552. Ayrıca /mnt bölümüm de /dev/sda1 içerisinde. Takas dosyasını kök dizininin bağlı olduğu bölümden farklı bir disk bölümünde tutacaksanız, resume= için o disk bölümünü tanımlamayı unutmayın, resume_offset değişmeyecektir.
Sonuç olarak /boot/grub/menu.lst dosyam şöyle şekillendi:
# (0) Arch Linux
title Arch Linux [/boot/vmlinuz26]
root (hd0,0)
kernel /boot/vmlinuz26 root=/dev/sda1 ro quiet resume=/dev/sda1 resume_offset=919552
initrd /boot/kernel26.img
Bu swap dosyası kullananlar için bir örnek idi. Eğer siz swap için “bölüm” kullanıyorsanız ve farzedelim ki o bölüm /dev/sda4 ise, örnek bir menu.lst şöyledir:
# (0) Arch Linux
title Arch Linux [/boot/vmlinuz26]
root (hd0,0)
kernel /boot/vmlinuz26 root=/dev/sda1 ro quiet resume=/dev/sda4
initrd /boot/kernel26.img
Unutmayın, swap “dosyanız” hangi disk bölümünde ise, resume= için o bölümü kullanmalısınız. Bende swap dosyası sda1 altında olduğu için, resume=/dev/sda1 kullandım.
April 28th, 2009 in
diğer | tags:
linux |
6 Comments

Dernek için küçük, benim için ise büyük bir adım, yıllardır içinde bulunmak isteyip de nihayet şenlik vasıtasıyla üye olabildim LKD’ye.
Çalışmalara ise hemen başladık, kısa bir süre içerisinde sürpriz yapacağız 
April 23rd, 2009 in
diğer |
4 Comments
Aşağıdaki yazı lighttpd’nin 1.4.22 ve öncesi sürümleri için geçerlidir. Yeni sürümde (1.4.23 ve üstü) fastcgi.server array’inin içerisine sadece "fix-root-scriptname" => "enable", satırını eklemeniz yeterlidir.
Diyelim ki birden fazla trac projesine bir adreste göstermek istiyorsunuz ve (Yani proje ana sayfasında Available Projects adı altında projelerinizi listelemek istiyorsunuz) trac’i lighttpd’nin fastcgi altyapısı ile çalıştırıyorsunuz. Normal bir kurulum yaptınız, herşey tamam gibi görünüyor, TRAC_ENV_PARENT_DIR değişkenini de atadınız ve proje sayfası istediğiniz gibi görünüyor. Ancak o da ne? url/projeismi bağlantısına tıkladığınızda yine proje anasayfası açılıyor ve url/projeismi/projeismi şeklinde bağlantı görüyorsunuz. İkinci defa bağlantıya tıkladığınızda istediğiniz proje sayfası anca görünüyor. Böyle kullanmak istiyorsanız engel olamam tabii; ancak sinek ufaktır ama mide bulandırır.
Gelelim bu sorunu nasıl çözeriz:
/usr/lib/python2.6/site-packages/trac/web/main.py (path değişik olabilir sizde haliyle) dosyasında şu satırı bulun, 0.11.3 içerisinde 332. satır sanırım:
environ['SCRIPT_NAME'] = script_url[:-len(path_info)]
O satırın altına şu 3 satırı ekleyin:
if os.getenv("TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND"):
environ['PATH_INFO'] = environ['SCRIPT_NAME'] + environ['PATH_INFO']
environ['SCRIPT_NAME'] = os.getenv('TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND')
Tabii python olduğu girintilemeye (indent) dikkat etmeyi unutmayın.
Bunu da hallettikten sonra, lighttpd’nin yapılandırma dosyasında, bin-environment altına,
"TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND" => "/" satırını ekleyin.
Örnek bir yapılandırma dosyası da şu şekilde:
$HTTP["host"] == "trac.domain.com" {
server.document-root = "/path/to/documentroot"
alias.url = (
"/chrome/common/" => "/usr/lib/python2.6/site-packages/trac/htdocs/",
)
fastcgi.server = (
"/" => (
(
"bin-path" => "/usr/share/trac/trac.fcgi",
"socket" => "/tmp/trac.sock",
"check-local" => "disable",
"disable-time" => 1,
"min-procs" => 1,
"max-procs" => 1,
"bin-environment" => (
"TRAC_ENV_PARENT_DIR" => "/path/to/top/level/of/trac/projects",
"TRAC_LIGHTTPD_ROOT_WORKAROUND" => "/"
),
),
),
)
# Use same htpasswd file for all projects
auth.backend = "htpasswd"
auth.backend.htpasswd.userfile = "/path/to/htpasswd"
$HTTP["url"] =~ "^/.*/login$" {
auth.require = ("/" =>
(
"method" => "basic",
"realm" => "trac",
"require" => "valid-user"
)
)
}
}
April 5th, 2009 in
diğer | tags:
linux |
No Comments
Otobüsteyim… Sanki nereye götürdüğünü bilmemeksizin dalmışım akşamın karanlığında uzaklara. Aklımda bin bir farklı düşünce, her gün nasıl farklı bir insan olurum, nasıl aklımdan geçen insan profilini çizerim düşüncesi var; zira 15 gündür insanlıktan uzak yaşıyorum diyebilirim.
Tam böyle uçsuz bucaksız fikirlerin merkezinde gel-git yaşar iken, sessizliği bir anda “berbat” sesli kadın bozdu. Öndeki zavallı yaşlı amcanın yanına oturduğu andan itibaren, kötü bir şeyler olacağını seziyordum diyebilirim. Derin sessizlik şu sözlerle bozuldu:
- Amcacığım biraz yana kayabilir misiniz?
- Tabii kızım.
Yaşlı amca da çok uzaklara dalmıştı, kim bilir neler düşünürken birdenbire, bu uğursuz kadın sesinden irkilerek toparlanma ihtiyacı duymuştu. Rahatını bozarak hafifçe düzeldi ki ikinci cümle geldi ardından:
- Ya bu koltuklar ne kadar dar değil mi? İnsanlara bir rahat bırakmıyorlar şu otobüslerde.
- Haklısın kızım.
O anda amcanın muhabbete katılmak istemediği apaçık ortada iken uğursuz kadın sesi birden beni “ohannesxxlburger” demeye itti:
- Sigara yasağını anlamıyorum. Bugün bana 62 TL ceza kestiler.
“Ne alaka lan?” dedim. Amca da afalladı zaten o an. Garibim şu soruyu sordu ilk olarak:
- Makbuz kesmedilerse, ödetemezler.
- Yok be amca, kestiler, asansöre bindiğimde sigara vardı elimde, anlamıyorum ki.
O an asansör, sigara ve o kadını bir arada düşündüm. Artık yolun engebeli olmasından mı, yoksa bu düşünceden mi bilemiyorum, midem bulandı ki uğursuz kadın sözüne devam etti:
- CHP seçimde ne yaparsa yapsın Ankara’yı alamaz. Ben “büyük düşünüp” (nasıl lan?) bağımsız adaya oy attım, ne de olsa
partiye oy atmak değil, adaya oy atmak lazım değil mi amca?
- Evet kızım, partilere oy ata ata belimiz büküldü zaten.
Uğursuz kadın, konuları değiştirip değiştirip duruyordu amansızca, illa bir konuşma isteği duyuyordu, buna rağmen amca pas vermiyordu. Ancak kadın inadına bir şeyler söyleyip amca ile muhabbeti kurmanın yolunu arıyordu. Belli ki bir amacı vardı ama henüz sezememiştim. Çok geçmeden niyetini anlar gibi oldum.
- Amca bu dışarıda gördüğün yerlerde bir ara reklam işinde çalışıyordum ben. İyi para kazandırıyor ama ben sırtımı memurluğa yasladım, çok rahat meslek.
- Doğru kızım, baksana şu kriz ortamında yine yıllar sonra memurluk en güvenilir meslek olmaya başladı yine.
- Öyle de, memurluk da bir yere kadar amca, benim gözüm yükseklerde para kazanmalıyım.
Amcanın verdiği güzel cevap (ki global ekonomik krizin etkisi %99.9 oranında özel sektör üzerindedir) hoşuma gitti açıkçası, ne de olsa bir zamanlar memurluk bu ülkede hakikaten forsu olan bir meslekti neticede. Amca özetle tarih tekerrür eder dedi; cevap ondan güzel, yoksa normal sıradan cevap yani.
Kadına da uğursuz dememin nedeni de aslında son kurduğu cümle aslında… Memurluktan şikayetçi değil, para hırsı bürümüş gözünü, maddiyata (maneviyat FTW!) fazla önem vermediğim için bu tür düşünceler tiksinç gelmiştir bana. Ha tamam, kendine yetecek kadar kazanırsın eyvallah, bedava hava ile sonsuza kadar yaşayacak değilsin ne de olsa, ama insanlardaki maddiyat hırsı beni korkutuyor.
Geleyim konuyu dağıtmadan diyaloğun devamına. Devamında eğlence başlıyor zaten:
- Amca dedim ya hani daha fazla kazanmalıyım diye, çeşit çeşit işler yapıyorum ben.
Amca duraksadı önce bir, “öf baydı” der gibi baktı ve sordu:
- Ne gibi kızım?
- Amca bak göstereyim..
Bir anda “kernel panic” verdim. (Windowsçulara selam olsun, mavi ekran kalmadı) Uğursuz kadın çantasından çay süzgeci çıkardı.
- Amca bak, bu işte mükemmel para var, ayrıca gelir paylaşımı yapıyoruz, sana bir kaç tane verebilirim.
Amca beni şaşırtarak aldı eline bir süzgeç ve sordu:
- Ne kadar acaba bu?
- 4 lira versen yeter be amca.
Amca beni daha da üzerek cebinden 4 lira çıkarıp süzgeçten bir tane aldı. O anda yılların birikimi, saygı vs. gibi değerler gözümün önünden film şeridi gibi aktı, tam akarken kadın bana dönüp:
“- Kardeş (wtf?!?!) sen de ister misin?” dedi.
Ne diyeceğimi bilemedim o an. Zihnimdeki kavram kargaşası düzgün düşünmeme müsaade etmedi bir an için.
- Yok kalsın dedim, incecik, hatta düdük gibi çıkan sesimle.
Kadın duraksamadı:
- Alsaydın iyi olurdu, bak çayın çöpü kanser ediyormuş.
“- Teşekkürler, var bizde” dedim.
Oysaki yalan söylemiştim, bizim evde öyle bir alet yoktu. Ve nedense bu tür aletler benim için çekiciliğini hep korumuştur. Hayatımda merak edip de alamayıp, merakım karşısında kibir yaparak hep içimde ukte kalacak bir eşyaya çok yakınken, yine kibirli davranıp almamıştım. (Diğer eşyalar: 2 saniyede patates soyabilen jiletimsi şey, limonun ortasına takılıp limonun bütün suyunu çıkarabilen şey)
Uğursuz kadın bu sefer çileden çıktı. 2 sıra arkamda oturan adama kadar sordu “almak ister misiniz?” diye. Bir anda bütün otobüs kadının çay süzgeci reklamına odaklandı diyebilirim ki ilginçtir 7-8 kişi kalkıp kadına para verip o aletten aldı.
Hatta otobüsteki muavin bile aldı. Neyse ki, otobüs şoförü otobüsü durdurmadı almak için, muavine talimat verip o da aldı.
Daha sonrasını bilmek bile istemiyorum aslında. Otobüsten indim, koşarak eve gelip yatağa uzandım. Uğursuz kadının satış sonrasındaki o pis sırıtışı gözümün önünden gitmiyordu. Gerçi çok düşünmedim, iki dakika sonra uyumuştum bile…
April 2nd, 2009 in
diğer | tags:
hayat |
8 Comments
Bugünler de inanılmaz derecede yoğunum, hatta hayatımda ilk defa bu kadar yoğun olduğumu farkettim ki, yapmam gereken işler biriktikçe ağlayasım geliyor. Bu yüzden (artık) fazla yazamıyorum. İlham perisi zaten beni terk edeli baya oldu açıkçası.
Sevgili Alper sağ olsun, yeni mim dalgamız “neden blog yazıyorum?” sorusuyla mimlemiş beni.
Neden blog yazıyorum sorusu aslında cevabı sayfalarca sürecek bir soru ancak yine de belirli noktalardan gireyim.
- Eventualis.org isminden önce, ras0ir.genchukuk.org adresinden sizlere ulaşıyordum, amacım “sevgi anlaşmak değildir, hukukçu da blog yazabilir” idi ve halen de öyle
.
- GNU/Linux altında bildiğim “her şeyi” paylaşmak.
- Acımasızca ve dalga geçercesine eleştirmek (üslubumu seven de var, sevmeyen de; ama ben böyleyim =))
- İnsanları özgür yazılımla tanıştırmak. Ve özellikle Arch Linux hakkında bilgilendirmek.
- Hayatımın önemli noktalarını insanlarla paylaşmak, nasıl ecnebinin success story’si varsa benim de hayatımın önemli noktaları var, okuyan ders alıyor
.
Bu liste uzar gider, çok uzun yazıp da can sıkmayım, göz yormayım, hemen Gökmen Görgen ve Cenk Limni‘ye ve Gökhan Sarı‘ya paslayım mimi, iyi orta gol getirir diyerek
.
March 25th, 2009 in
diğer | tags:
blog,
mim |
2 Comments
Test ettim, onayladım:
CONNECTION="wireless"
DESCRIPTION="Profile for unsecured networks"
INTERFACE=wlan0
SCAN="no"
SECURITY="none"
ESSID="any"
IP="dhcp"
Bu profili /etc/network.d altında herhangi bir isimle kaydedip, netcfg2 profilismi şeklinde çalıştabilirsiniz.
Yaptığım ilk şey ise, pacman -Rs wicd networkmanager yapmak oldu.
Belirli bir DNS kullanmak istiyorsanız, profile şu satırları ekleyebilirsiniz:
DNS1=208.67.222.222
DNS2=208.67.220.220
Aynı işlemleri komut satırından yapmak için ise:
(sudo) iwconfig wlan0 essid any
(sudo) dhcpcd (veya dhclient) wlan0
(sudo) echo "nameserver 208.67.222.222" > /etc/resolv.conf
(sudo) echo "nameserver 208.67.220.220" >> /etc/resolv.conf
Ne diyelim, I
arch! 
March 24th, 2009 in
diğer | tags:
linux,
netcfg |
No Comments
Çok sansasyonel başlık atma kabiliyetine sahibim bu aralar. Başlıktan söz edecek olursak, önce catalyst nedir ondan bahsedeyim. Catalyst ATI’nin sürücü paketine verdiği isim. Sürücü, yanılmıyorsam 2008′in son aylarında Linux üzerinde çoğu dağıtımda “ati-drivers” ismiyle varlığını sürdürürken, ATI’nin kararıyla Catalyst ismini aldı.
Gelelim ATI sürücüsünün depodan neden çıkarıldığına. Aslında ATI uzun zamandır, NDA (non disclosure agreement) anlaşması doğrultusunda donanım bilgilerini “ilgililere” vererek özgür yazılım camiasına azımsanmayacak derecede katkıda bulunuyor. (Darısı NVIDIA ve heyecanla takip ettiğim nouveau‘nun başına). Gelelim verdikleri desteğin yanında oldukları kösteklere.. ATI şu anda resmi olarak Ubuntu dağıtımını destekliyor ve Catalyst konusunda “sadece” Ubuntuyu destekliyor. İş bu noktada bir nebze olsa flame’e kaçacak; ama, dünyada tek dağıtımın Ubuntu olmadığını bilmeleri gerekirdi. (Bilmelerinden ziyade kaale almaları gerekirdi diyelim) En azından paketçilere destek olma açısından aktif bir listeye sahip olması gerekirdi. Ki, Arch Linux’da depodan çıkarılma nedenlerinden bazıları bu gibi durumlar.
Öte yandan, xorg-server’da 1.5.0′dan itibaren bir çok değişikliğe gitti ve ATI bu değişiklikleri çok geriden takip etti. Bu da Arch depo politikasına uymayan değişikliklere neden olacaktı ki çıkarılması doğru bir karar oldu bence de. Çünkü uzun süre resmi olarak 1.5.0 desteği beklendi (yaklaşık bir ay) ve çıkan catalyst sürümünün 1.5.0 desteklememesi üzerine hafiften tartışmalar yaşanmaya başlandı. Phoronix’i takip ediyorsanız orada da görmüşsünüzdür zaten.
Nitekim önümüzdeki günlerde 1.6.0′a geçiş olacağı öngörülerek paketlenme çalışmalarına başlandı ve sonuç yine aynı olunca, catalyst paketi ekstra deposundan çıkarıldı. Bu konuda resmi duyuruya da buradan ulaşabilirsiniz.
Artık AUR üzerindeki catalyst paketi vasıtasıyla, Ubuntu ile paylaşılan kaynak paket kullanılarak catalyst kullanmanız mümkün olacak. Ayrıca arada bir merak ederseniz açık kaynak kodlu sürücüleri de (ati, radeon(hd)) takip edebilirsiniz. Zira 6.12.0 sürümü r700′lere bile 3d desteği getirmiş durumda.
NVIDIA kullanıcısı iseniz zaten hiç endişeye gerek yok; çünkü NVIDIA, freedesktop tarafındaki tüm gelişmeleri zaten yakından takip ediyor. En son sürücüleri en son yeniliklere hazır olarak, geçişe hazırlanmış bile.
Hazır Ubuntu’dan laf açılmışken, linuxhaters blogunda gördüğüm linki paylaşayım sizinle. Aman dikkat 
March 24th, 2009 in
diğer | tags:
freedesktop,
linux |
No Comments